}

KADIKÖY 2019 ÇEVRE FESTİVALİNDE BULUŞTU

İlk iki yılda 50 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlayan Türkiye’nin en kapsamlı ve geniş katılımlı Kadıköy Çevre Festivali’nin üçüncüsü 60’a yakın sivil toplum kuruluşunun katılımıyla Özgürlük Parkı’nda düzenlendi.

İklim değişikliği başta olmak üzere tüm çevre sorunlarına dair, toplumun tüm kesimleri ve çevre örgütleriyle biraraya gelerek, sorunları ve çözümleri tartışmayı hedefleyen Kadıköy Çevre Festivali 24-26 Mayıs tarihlerinde Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nda düzenlendi. 3 gün süren ve yaklaşık 30.000 kişinin katıldığı Türkiye’nin En Büyük Çevre Festivalinde 97 stant atölyesi, atölye alanı ve yeşil etkinlik alanlarında 56 atölye, 2 tiyatro gösterisi, 32 söyleşi ve 5 konser yer aldı. Festivalin bu seneki sloganı ise ‘Betonu kırmak, toprakla buluşmak!’tı. Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı da festivale gelerek hem ziyaretçilerle hem de çevre inisiyatifleriyle buluştu. 25 Mayıs Cumartesi günü çocukların yaptığı iklim grevi, Kadıköy’ün tarihi kent alanları, Türkiye’de tarım politikaları, tüketim alışkanlıkları tartışılırken, festivalin son günü olan 26 Mayıs Pazar günü ise ekoloji mücadelesi, sağlıklı yaşam ve toprak hakkında paneller gerçekleştirildi. Üç gün boyunca binlerce Kadıköylünün katıldığı festivale ise bu sene çocuklar damgasını vurdu.

“YAŞADIĞIMIZ İKLİM KRİZİDİR”

16 yaşındaki Greta Thunberg’in öncülüğünü yaptığı, 119’dan fazla ülkede, bin 600 farklı noktada yapılan iklim grevine katılan çocuklar da Çevre Festivali’nin konuklarından biriydi. Yaşları 9 ile 12 arasında değişen ve 1 günlüğüne iklim grevine katılan çocuklar, yaptıkları eylemi gazetemize anlattı. 9 yaşındaki Rüya Aygüneş, “İklim grevine katılmamızın sebebi, kendi geleceğimizi koruyabilmek. Bizim okulda, insan hakkı dersimiz var. Bize bu dersi veriyorsunuz ancak bizim yaşam hakkımızı neden elimizden alıyorsunuz?” derken eylemin Türkiye’deki ilk çağrıcılarından 12 yaşındaki Atlas Sarrafoğlu, “24 Mayıs’taki iklim grevine de katıldım hatta çağrıyı yapanlardan biriyim. Yaşadığımız artık iklim değişikliği değil iklim krizidir. Bizim hareketteki asıl amacımız, okulu asmak, önemsizleştirmek değil geleceğimizi kurtarabilmek için harekete geçmek. Daha büyük bir şey için okulu 1 günlüğüne kırıyoruz.” diye konuştu. Deniz Çevikus, “Bir şey yapmazsak, iklim krizini engelleyemeyeceğiz ve bir geleceğimiz olmayacak. Bir geleceğe sahip olmak için yapıyoruz. İlk yaptığımız eylemde kimse yanımda değildi ama bu sefer 6 kişi gittik okuldan.” ifadelerini kullanırken Yağmur Nal, eyleme “Hangi yeşili seçiyorsun, para mı doğa mı?” pankartıyla gittiğini ve bunun açıklayıcı olduğunu dile getirdi. Festivale katılan çocuklardan Ece Doğa Bayraktar ise “Bizden önceki nesiller hayatlarını severek, doğa içinde yaşadılar. Ama onların yaptıkları yüzünden biz mutlu yaşlanamayacağız. Hayvanlar yok olacak, doğal afetler çoğalacak, buzullar eriyecek. Bunlar için eylemler yapıyoruz.” dedi. Çocuklarıyla birlikte festivale katılan, İstanbul ve Kadıköy’ün en büyük çevre probleminin kirlilik olduğunu dile getiren İlyas Güven de “Hem hava kirliliği hem de çevre kirliliğini kastediyorum. Çocuklarımla geldim ve çocuklar için festivalde birçok etkinlik yapıldı. Hem onların hem de bizim bilinçlenmemiz açısından çok değerli olduğunu düşünüyorum.” dedi.

EN BÜYÜK SORUN; İNŞAATLAR

Çocukların yanı sıra diğer katılımcılar da festivaldeki stantları gezerek, panellere katıldılar ve festivalden memnun olduklarını dile getirdiler. Koşuyolu Çevre Gönüllüleri’nden İlknur Aysu, kendilerini ifade etme fırsatı bulduklarını vurgularken, en önemli çevre sorununun inşaatlar olduğunu söyledi: “İstanbul’da ve Kadıköy’de en önemli problem, süren inşaatlar. Bütün mahalleler şantiye halinde ve hızla gökdelenler yükseliyor. Ciddi bir yeşil alan ve kentleşme problemine yol açıyor bu durum. Kent, ticari alanlara dönüşmeye başladı.” Yine, inşaatların çevreye fazlasıyla zarar verdiğini dile getiren Halit Ziya Demirtaş, şunları söyledi: “Binalar yıkılıp tekrar yerine dikilirken anormal bir atık çıkıyor. Her şeyi etkiliyor bu. 40-50 yaşındaki bir bina yıkıldıktan sonra orada oluşan mantarlar, bakteriler açığa çıkıyor. Bu, bir sürü rahatsızlığı, sağlık problemini de beraberinde getiriyor. Kadıköy, diğer ilçelere göre daha iyi durumda ama Bağdat Caddesi ile tren yolu arasında bitmek bilmeyen bir yıkım hali var.” Şebnem Konçak Demirtaş ise İstanbul’un genel anlamda bir krizle karşı karşıya olduğunu belirtti: “İstanbul’da kuzey ormanlarının tahrip edilmesi, Ömerli Barajı etrafının kirletilmesi gibi büyük sorunlar var. Yeni havalimanıyla birlikte yeşil alanların hızla yok edilmesi gibi bir şeyle karşı karşıyayız. Gittikçe daha az yaşanabilecek yer kalıyor. Yapacak çok şey var.”

YAŞAYABİLECEĞİMİZ TEK BİR DÜNYA VAR

Çevre Festivali’nin gerçekleştiği Özgürlük Parkı’na birçok atölye yapıldı ve bilgilendirme stantları kuruldu. Festivalde stant açan çevrecilerle konuştuk.

“ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPMALIYIZ”

Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu standında olan vegan aktivist, gazeteci, yazar Zülal Kalkandelen, gazetemize yaptığı açıklamada, “Çevre Festivali’nde olmamız gerektiğini ilk gördüğümüzde anladık. Çünkü veganlığın dünyanın yüz yüze geldiği sorunlara dair ciddi çözüm önerileri var. Birçok alanda etkileri ve tahribatları olan bir sektör hayvancılık… Vegan olarak ve vegan yaşayarak bu tahribatın bir kısmını bireysel olarak yok edebilmek mümkün. Belki Türkiye’de işin başındayız ama dünyada böyle bir eğilim var. Yaşayabileceğimiz tek dünya var. Hepimizin ortak hareket etmesi lazım. Herkesin kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekiyor.” diye konuştu.

“ELEKTRONİK ATIKLARIN İZLERİ SİLİNMİYOR”

Bilişim Sanayicileri Derneği’nden Aykan Gürcü elektronik atıkların doğaya bilindiğinden daha fazla zarar verdiğini belirterek, “Elektronik atıkları Türkiye’de geri dönüşüme kazandırmayı, halkta elektronik atıkların geri dönüştürülebilir atıklar olduğunu ve çöpe atılmaması gerektiğine dair farkındalık yaratma çalışmaları yürütüyoruz. Kadıköy Belediyesi de bu duyarlılığı gösteren ve birlikte çalıştığımız belediyelerden bir tanesi. Elektronik atıklar üretim süreçlerinde içlerinde çok fazla kimyasal atıklar kullanıldığı için doğru mevzuatla geri dönüştürülmediği takdirde içlerindeki kimyasal malzemelerin zamanla doğaya salınımı gerçekleşiyor. Hepimizin evinde çok sık bulunan tüplü televizyonlardaki civa, ekranlarındaki kurşun... Bunlar doğaya bırakıldığı zaman çok uzun yıllar doğadan izleri silinmiyor. Biz de çevre festivali kapsamında bunların doğaya zararı nasıl indirgenebilir, dönüşümü nasıl yapılır gibi soruları cevaplamaya geldik.” dedi.

“ÇEVRE BİLİNCİ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”

KKTC Lefkoşa Türk Belediyesi’nden Evin Özçınar ise neden bu festivalde yer aldıklarını şöyle açıkladı: “Buradaki festival çok ilgimizi çekti. Doğaya önem veren bir belediye olarak burada yer alarak hem buradaki çalışmaları izlemek hem de kendi belediyemizde yaptığımız çalışmaları göstermek istedik. Kadıköy Belediyesi bu konuda duyarlı bir belediye. Buradaki festival öncelikle çevre bilincini yükseltmek için çok önemli. Bizim hobi bahçeleri projemiz Lefkoşa’da halkın yoğun olduğu bölgelerde insanların toprakla buluşmasını sağlıyor. Bu projeyi de burada tanıtmak istedik. Kadıköy çok güzel ve İstanbul’un diğer yerlerine göre daha yeşil bir yer. Burada olduğumuz için çok mutluyuz.”

 

“DÖNÜŞÜM ATÖLYELERİ KURULABİLİR”

Ağaç ve atık kâğıttan nasıl kâğıt yapılacağını gösteren bir atölye düzenleyen Nebahat Kavak ise gazetemize şunları söyledi: “Biz aslında kâğıdı dünyada kullanan ikinci medeniyetiz. Şu an sadece günlük hayatta kullanılan kâğıtları değil, atalarımızın ürettiği kâğıdı bile kendimiz yapmıyoruz. Normalde 4 milyon dolar ithalat söz konusu. Bunun da yaklaşık yüzde 13’ü el yapımı kağıt. Kore’den İspanya’dan Japonya’dan kâğıt alıyoruz biz. Arşiv belgelerimizi onarmak için, film sektöründe, ebru, minyatür gibi geleneksel sanatlarda kullanmak için. Bizim amacınız bir kâğıt 7 kere dönüştürülebiliyorsa özellikle çok kâğıdın kullanıldığı devlet dairelerinde, okullarda geri dönüşüm atölyeleri oluşturularak dönüşüm yapılabilir.”

31 Mayıs - 13 Haziran 2019
Gazete Kadıköy

Geri